Günce · Felsefe & Yaşam
Kendine Yazan İmparator
Bir imparatorun defteri
Roma'yı yönetmek bir imparatorun işidir. Marcus Aurelius, bunun yanında her gün kendini yönetmeye de çalıştı.
Marcus Aurelius 121'de doğdu, 180'de öldü. Antoninus Pius'un evlatlığına girdi ve 161'de onun yerine imparator oldu. Yaşamının son yıllarının önemli bir bölümü Tuna boylarındaki seferlerde geçti.
Bu seferlerde bir deftere notlar aldı. Araştırmacılar genel olarak şu konuda hemfikirdir: Marcus bunları yayımlamak için değil, kendi ahlaki gelişimi için ve Stoacı fikirleri aklında tutmak için yazdı. Metnin kendi koyduğu bir adı da yoktur. Yunancası Ta eis heauton, yani “kendine” anlamına gelir. Türkçede Kendime Düşünceler adıyla birkaç baskısı bulunur.
Defter on iki kitaba ayrılır. Notlar kronolojik değildir; bir cümlelikten uzun paragraflara kadar değişir. Bazı kitapların sonundaki notlar nerede yazıldığını gösterir: Quadi ülkesinde, Carnuntum'da.
Önce teşekkür
Defterin ilk kitabı bir teşekkür listesidir. Marcus, erdemin örneği olan ya da ona yararlı bir ders veren insanlara tek tek teşekkür eder. Stoacı hocası Rusticus'a, ona Epiktetos'u okumak üzere verdiği için. Retorik hocası ve ömür boyu dostu Fronto'ya; aralarındaki uzun yazışma günümüze ulaşmıştır.
Bu bir ayrıntı gibi görünür, ama önemlidir. Felsefe burada kitaplardan çok, insanlardan öğrenilen bir şeydir.
Her sabah aynı alıştırma
Defterin en bilinen notlarından biri ikinci kitabın başındadır. Marcus kendine o gün karşılaşacağı insanları sayar: işine karışanlar, nankörler, küstahlar, hilekârlar, kıskançlar, bencil olanlar. Sonra nedenini de yazar. Bu insanlar iyi ile kötüyü bilmedikleri için böyle davranır. Üstelik onlar da kendisiyle aynı aklı ve aynı kökü paylaşan akrabalarıdır. İnsanlar el, ayak ya da dişler gibi birlikte çalışmak için vardır; birbirine karşı çıkmak doğaya aykırıdır.
Burada dikkat çeken şey, notun bir hüküm değil bir hazırlık olması. Marcus insanların kötü olduğunu ilan etmiyor. Günün zorluğunu önceden görüyor ve öfkeye kapılmadan işbirliğine dönmeye hazırlanıyor. Altıncı kitapta benzer bir ders daha vardır: Kötülük yapana karşı en iyi karşılık, ona benzememektir.
Marcus'un defteri bir öğreti değil, bir alıştırma defteridir.
Hadot'nun okuması
Pierre Hadot bu notlara yeni bir gözle baktı. La Citadelle intérieure (İç Kale, 1992) kitabında onları, Marcus'un her gün kendisi için yazdığı kişisel notlar, yani bir ruhsal alıştırma olarak okur. Yazının amacı başkasını ikna etmek değildir. İkna edilmesi gereken ilk kişi Marcus'un kendisidir. Hadot'ya göre Marcus, Epiktetos'un öğüdü doğrultusunda temel ilkelerini her gün yazarak canlı tutmaya çalışır.
Hadot bu ilkeleri üç alana ayırır:
- İstek. Olup biteni, değiştiremediğin şeyleri kabullenmek.
- Eylem. Başkalarına karşı adil ve özgeci davranmak.
- Yargı. Zihnine düşen izlenimleri hemen benimsememek; onları ölçüp tartmak.
Üçüncü alana bir örnek vardır: Marcus bir şeye bakarken üzerine yüklenen değerleri soyar ve onu çıplak hâliyle görmeye çalışır. Sonra onu evrenin bütünü içindeki yerine koyar. Bu sitedeki Hadot yazısında bu bakışı daha geniş anlattık.
Notları nasıl okumalı?
Marcus'un defteri kolay okunmaz. Açık bir düzeni yoktur; okur kendi düzenini getirmek zorundadır. Etkileyici cümleler tek başına alıntılandığında yanıltabilir. Onları, Marcus'un kendinde nasıl bir etki yaratmaya çalıştığını sorarak okumak gerekir. Bazen abartılı bir cümle, kendi eğilimini düzeltmek içindir. Bazen “şöyledir” derken şöyle olduğuna inandığını değil, kendine bir şey hatırlattığını söyler.
Hadot'nun okuması da tartışmasız değildir. Kimi uzmanlar, onun Stoacı öğretiyi fazla özgürce okuduğunu ve Marcus'un iç dünyasını fazla psikolojikleştirdiğini söyler. Yine de Hadot'nun asıl katkısı sürer: bu notlara bir kitap gibi değil, bir uygulama gibi bakmayı öğretti.
Bu sitenin okuması
Bu sitenin adını aldığı phronesis, kitaptan değil yaşamın içinde kazanılan, şu anda, bu durumda doğru olanı görme becerisidir. Marcus'un defteri bu becerinin, bir imparatorun elinde bile, her gün yeniden denenmesi gerektiğini gösterir. Bir kez öğrenilip rafa konmaz.
Nereden başlanır?
Defterin kendisi iyi bir başlangıçtır. Önce ikinci kitabın ilk sayfasını, yani sabah notunu oku. Sonra altıncı ve on ikinci kitaplardan birkaç sayfa. Hadot'nun bakışına girmek için Türkçedeki Ruhani Alıştırmalar ve Antik Felsefe kitabı bir yoldur. İç Kale ise İngilizce çevirisiyle (The Inner Citadel, 1998) okunabilir.
Bir davet
Marcus'tan esinlenen küçük bir deneme: yarın sabah, kalkmadan önce günün zor insanlarını bir cümleyle say. Sonra tek bir şey ekle: onlar da çoğu zaman neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilmeden davranıyor. Akşam, yine de öfkelendiğin bir anı kısaca yaz. Birkaç gün sonra notlarını okursan, kendi defterinin ilk sayfalarını yazmış olursun. Sonrasını birlikte konuşabiliriz.
Kaynaklar: Marcus Aurelius, Meditations (George Long çevirisi; Internet Classics Archive) · Hadot, P. (1992). La Citadelle intérieure · Hadot, P. (1998). The Inner Citadel: The Meditations of Marcus Aurelius (M. Chase, çev.). Harvard University Press · Kamtekar, R. (1998). Hadot'nun The Inner Citadel kitabı üzerine inceleme. Bryn Mawr Classical Review 1998.11.35 · “Marcus Aurelius”, Stanford Encyclopedia of Philosophy.
← Günce