Günce · Varoluş & Anlam

Varoluşçu psikoloji nedir?

Çatallanan bir yol çizimi
Ya / ya da — varoluşçu düşüncede yaşam, seçimlerden dokunur.

Nesneleşen insana karşı çıkış

Søren Kierkegaard karakalem portresi
Søren Kierkegaard (1813–1855)

Kliniğin gündelik dili belirtilerle konuşur: uykusuzluk, kaygı, isteksizlik, tükenmişlik. Varoluşçu psikoloji aynı odaya başka bir soruyla girer: Bu belirti, nasıl bir yaşamın içinden konuşuyor?

Yirminci yüzyılın büyük psikoloji okulları çok şey açıkladı. Psikanaliz, davranışçılık ve biyolojik yaklaşım, insanı anlamak için güçlü araçlar geliştirdi. Ancak bunu çoğu zaman bir bedel karşılığında yaptılar: İnsanı, içinde yaşadığı bağlantılardan soyutladılar ve bir nesne gibi ele aldılar. Bu insan anlayışının darlığı, kuramcıları yeniden felsefeye yöneltti. İlk büyük karşı çıkışlardan biri, hem psikiyatr hem filozof olan Karl Jaspers'ten geldi. Jaspers, Genel Psikopatoloji (1913) adlı yapıtında, biyolojik bakışın egemenliğindeki psikiyatrinin dar kaldığını söyledi ve ruhsal olanı incelemek için fenomenolojik yöntemi önerdi. Bu yöntemin özü şudur: Hazır tanılara uzanmadan önce, yaşantının kendisine bakmak.

Felsefeden gelen kök

Martin Heidegger karakalem portresi
Martin Heidegger (1889–1976)

Bu karşı çıkışın arkasında köklü bir felsefe birikimi vardır. Varoluşçuluğun simge filozofu Kierkegaard'dan Heidegger ve Sartre'a uzanan çizgi; onun yanında fenomenoloji, ontoloji ve insan felsefesi. Bu akımların yirminci yüzyılda varoluşçu psikolojiyle eş zamanlı yükselmesi ve birbirini doğrudan etkilemesi rastlantı değildir. Hepsi aynı sorunun peşindedir: İnsan nedir ve ona nasıl yaklaşılır?

Peki tam olarak nedir?

Abraham Maslow, varoluşçu psikolojiyi iki özellikle tanımlar. İlki, kimlik deneyimini ve kimlik arayışını odağına almasıdır. İkincisi, soyut kavramlardan çok yaşanan deneyime önem vermesidir. Yaklaşımın çıkış noktası da buradadır: İnsan, özne-nesne kalıbına sıkıştırılmadan, dünyayla bağlantıları ve ilişkileri bütünü içinde, eyleyen somut bir varlık olarak araştırılır.

"Varoluşçuluk, psikolojinin yoksun olduğu felsefe gereksinimini karşılayabilecek yapıdadır."
— Abraham Maslow

Teknik değil, karşılaşma

Rollo May karakalem portresi
Rollo May (1909–1994)

May, Frankl ve Yalom'u ortak bir tutum birleştirir: Üçü de tekniklere ve yöntem kalıplarına sıkı sıkıya bağlı kalmayı eleştirir. Onlara göre bu bağlılık, sağaltımın doğal akışını bozar ve insan varoluşuna ilişkin bazı ögelerin atlanmasına yol açar. Terapi kalıplaşmış bir uygulama değil, bir karşılaşmadır. Bu karşılaşmada danışan, yaşam karşısındaki tutumunu incelemeye ve sorgulamaya güdülenir; karşılaştığı yaşam olaylarıyla yüzleşme ve onları kabullenme yolunda yüreklendirilir. Varoluşçu terapinin yöntemi Sokratik diyalogdur; ilkesi şimdi ve burada olmaktır. May'in terapiye biçtiği amacı önceki yazıda görmüştük: Asıl amaç, kişinin kendi varoluşunu deneyimlemesi ve özgürleşmesidir; belirtilerin ortadan kalkması bunun yanında ikincil bir kazançtır.

Kendini tanımanın koşulu: başkaları

Jean-Paul Sartre karakalem portresi
Jean-Paul Sartre (1905–1980)

Varoluşçu düşüncenin en az bilinen ama en dönüştürücü savlarından biri şudur: Kişi kendini tek başına tanıyamaz. Kierkegaard'da, Jaspers'te, Heidegger ve Sartre'da kendini bilmenin koşulu, başkalarının varlığını deneyimlemektir. Başkaları da ancak ilişki içinde deneyimlenir. Felsefi danışman Marinoff aynı noktada buluşur: Başkalarında kendi yansımamızı görürüz; bu yüzden ilişkiler, kendimizi anlamayı kolaylaştırır. Terapinin ve danışmanlığın birer diyalog olması bundandır. Karşımızda biri olmadan, kendimize ilişkin bilgimiz eksik kalır.

Anlam istemi

Frankl bu birikime kendi katkısını ekler: İnsanın temel güdüsü haz ya da güç değil, anlam istemidir. Logoterapinin çekirdeği budur. Frankl'e göre kişinin yaşamını anlamla buluşturamaması, gelişen patolojik durumların kaynağıdır; anlam yoksunluğuna bağlı uyum sorunları bir hastalıktan değil, insan olmaktan doğar. Kişi anlama olan gereksinimini gerçekleştiremeyebilir, anlam arayışının hiç ayırdında olmayabilir ya da bu arayış için kendini güçsüz hissedebilir — üçü de aynı boşluğun farklı yüzleridir. Değerlerinden yalıtılmış modern insanın içine düştüğü bu varoluşsal boşluğu önceki yazıda konuşmuştuk. Varoluşçu psikoloji, tam da bu boşluğun psikolojisidir.

Nerede birleşir, nerede ayrılırlar?

Varoluşçu psikoloji ile felsefi danışmanlık pek çok noktada buluşur: İkisi de birer felsefi uygulamadır, ikisi de Sokratik diyaloğu kullanır, ikisi de şimdi ve buradaya bağlıdır. Sağaltıcı etki her ikisinde de dolaylı gerçekleşir: Marinoff'un PEACE yönteminin "denge" aşamasında asıl hedef kişinin kendini tanımasıdır; sorunun çözümü bunun bir sonucu olarak gelir. Ayrım ise şuradadır: Varoluşçu psikoloji bir psikoterapidir — kliniğin içinde durur, hastalık kavramıyla çalışır. Felsefi danışmanlık ise terapi değildir; tanı koymaz. Raabe bu farkı güzel bir rolle anlatır: Felsefi danışman hem danışmandır hem öğretmen. Sorunun azaltılmasıyla olduğu kadar önlenmesiyle de ilgilenir; danışana yalnızca bugünkü sorunu için değil, gelecekte kendi başına düşünebilmesi için araçlar verir. Amaç, danışanı kendine bağımlı kılmak değil, bağımsızlaştırmaktır.

Bugün için

Achenbach, 2004'te Spiegel'e verdiği söyleşide şöyle der: İnsanların kendileriyle ya da başkalarıyla yaşadıkları sorunların çoğu yaşam tarzı sorunlarıdır — ve bundan felsefe sorumludur. Varoluşçu psikoloji ile felsefi danışmanlık bu yüzden komşudur. İkisi de belirtinin gerisindeki yaşama bakar; ikisi de insanı bağlantıları içinde, eyleyen bir bütün olarak görür. İkisine de yol gösteren erdem aynıdır: phronesis, pratik bilgelik — neyin ne zaman, ne kadar ve nasıl yapılacağını görme ustalığı.

Bir çağrı

Belirtilerin bir dili varsa, senin belirtin ne söylüyor olabilir? Soru ağırdır. Ama varoluşçu psikolojinin öğrettiği şudur: Bu soruyla tek başına kalmak zorunda değilsin.

Phronesis Therapy

Kaynaklar: Maslow, A. H. (2021) · Jaspers, K. (1913). Allgemeine Psychopathologie · Marinoff, L. (2015) · Raabe, P. B. (2021) · Moja-Strasser, L. (2017) · Arnold-Baker, C. (2017) · Köroğlu, E. (2019) · Achenbach, G. B. (2004, Der Spiegel söyleşisi). — Bu yazı, yazarın felsefe doktora tezinin (Maltepe Üniversitesi, 2022) beşinci bölümünden uyarlanmıştır.

← Günce